Lütfen Bekleyiniz...



Blog

CLASSIC LIST

sezaryen-1200x1087.jpg

Son yıllarda farklı nedenlere bağlı olarak daha fazla tercih edilen sezaryen ile doğum sonrasında, tüm izlemelerin kurallara uygun ve dikkatlice yapılması, ameliyat sonrası gelişebilecek komplikasyonların riskini önemli ölçüde azaltıyor.
• Uzun süre doğum eyleminde kalıp suyu geldikten sonra doğuma kadar geçen sürenin uzaması ve doğumun sezaryenle gerçekleşmesi durumlarında sezaryen sonrası rahim içi iltihaplanmasına ortalama yüzde 35 – 40 oranında rastlanıyor.

• Sonda takılmasına bağlı olarak idrar yollarında enfeksiyon oluşabiliyor. Ancak antibiyotiklerin kullanımı sayesinde, doğum sonrasında hayatı tehdit eden enfeksiyonlara bağlı komplikasyonlara yüzde ikiden daha az rastlanıyor.

• Anestezi sırasında ve sezaryen sonrasında ağrı kontrolü için kullanılan ağrı kesiciler de bağırsak fonksiyonlarını etkileyebiliyor. Buna bağlı olarak ameliyattan sonraki ilk 24 saat içinde hastalarda bulantı ve karında gerginlik olabiliyor.

• Gebelik ve loğusalık sürecinde hastanın vücudundaki kanın damar içerisinde pıhtılaşma olasılığı ve buna bağlı damar tıkanıklığı riski artıyor. Obezite, hareket kısıtlılığı, annenin yaşının ileri olması ve yapılan doğum sayısındaki artış damar tıkanıklığı riskini artıran diğer etkenler arasında yer alıyor. Tüm doğumların  yüzde 0.24’ünde görülen bu risk, sezaryenle doğum sonrasında daha fazla yükseliyor.

• Kanın damar içinde pıhtılaşması ve bu duruma bağlı gelişen damar tıkanıklığı, kendini genelde tek taraflı olarak bacaklarda hassasiyet, kızarıklık ve şişlik şeklinde belli ediyor.


menopoz-1200x1087.jpg

Menopoz Nedir?
Menopoz kelimesi İngilizce; “ay (moon)” ve “sonlanma (pause)” kelimelerinden oluşturulmuştur. Tam olarak kelime karşılığı adetten kesilme olup, “menopoz yaşı” kadının en son fizyolojik adet kanamasının olduğu zamanı ifade eder.

Kadınlarda menopoza bağlı adetten kesilme, yumurtalıkların işlevlerinin sona erdiğini ve artık buralardan kadınlık hormonlarının salgılanamadığını işaret eder.
Menopoz, genel bilinenin aksine rahimin değil yumurtalıkların işlevinin sona ermesidir. Yumurtalıklarda yeni yumurta oluşumu gerçekleşememekte ve hormon üretimi yapılamamaktadır. Yeterince estrojen ve progesteron hormonları üretiminin olmamasına bağlı olarak adetten kesilme gerçekleşmektedir.

Menopoz Ortalama Yaşı Nedir?
Menopoz yaşı ortalama olarak 50 olarak kabul edilse de bu; 45 ile 50 yaş arası normal kabul edilir.

Menopoza girme yaşını belirleyen pek çok neden olmasına rağmen en önemli nedenler genetik (ırsi) özelliklerdir. Ayrıca aşırı sigara tüketimi de erken menopoza sebep olabilmektedir.

Premenopoz ve postmenopoz nedir?
Adetten kesilmeden önceki döneme “premenopoz”, adetten kesilme sonrası döneme ise “postmenopoz” denmektedir.

Klimakteryum (perimenopoz) nedir?
“Klimakterium”  premenopoz ile postmenopoz dönmelerini içine alan ve genelde menopoz şikayetlerinin yoğun olarak yaşandığı bir dönemi ifade eder. Klimakterium genellikle 45 yaşında başlar ve 55 yaşına kadar sürer; bazen yaşlılık döneminin başladığı 65 yaşına kadar uzayabilir.

“Perimenopoz” kelimesi de klimakteryum dönemi ile eş anlamlı kullanılabilmektedir.

PREMENOPOZ (Menopoz Öncesi Dönem)

40 yaşından sonra genel olarak kadınlarda adet düzensizliği problemleri başlar. Hatta bu dönemde adetler devam etse de sıcak basması ve terleme yakınmaları da olabilir.

Bu dönemde adetler sıklıkla düzensizleşmiştir. Özellikle adet gecikmeleri, bazen da tam tersi olarak fazla miktarda adet görmeler ortaya çıkabilmektedir. Buradaki temel neden yumurtalıklardan salgılanan estrojen hormonunun zaman içinde azalmasıdır.

Sıcak basmaları ve adet gecikmeleri şikayetleri de estrojen hormonunun vücudun ihtiyacına göre daha az olduğunu göstermektedir. Dolayısı ile menopozdan sonra karşımıza çıkan “Osteoporos” (kemik erimesi)  gibi durumlar aslında menopoz öncesi dönemde başlamaktadır.

Menapoz belirtileri nelerdir? Menapoza girildiği nasıl tespit edilir?
Menopoz öncesi dönemde yaşanabilecek bir önemli durum da geç farkedilen gebeliklerdir. Adet gecikmeleri her zaman menopozun işareti olmayabilir. Bu nedenle menopoza tam olarak girene kadar etkin bir doğum kontrolü yöntemi uygulanmaya devam edilmelidir.

Kural olarak adet gören her kadın, gebe kalma potansiyeline sahiptir. Yaşa bağlı bu olasılık gittikçe azalsa da teorik olarak hiçbir zaman sıfır değildir.

40 yaşını aşmış her kadında, adet gecikmelerinin olması durumunda öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır. Eğer gebelik yoksa menopoza geçiş durumu düşünülerek yumurtalık fonksiyonlarını ölçen bir takım hormon testleri yapılır ve bu şekilde bir menopoz durumunun olup olmadığı anlaşılabilir. Böyle bir kadın en az 6 ay boyunca adet görmemişse bu durum menopoz olarak kabul edilebilir.

Yani, kesin olarak menopoza girildiğini görmek açısından en azından 6 aylık adet kesilmesi şeklinde bir dönemin geçmesi gerekir.

Menepoz teşhisinde laboratuvar testleri nelerdir?
Menepozun laboratuvar yönünden tanımlanması için kanda FSH, LH ve Estrojen hormonları (E2) değerlerine bakılır.

FSH ve LH artmış, Estrojen azalmışsa bu durum yumurtalıkların (overlerin) tükendiğini göstererek menopoz tanısını koydurur.

Overlerin (yumurtalıkların) yalnızca estrojen ve progesteron hormonlarını salgılamakla kalmadığı ve daha pek çok madde üretimi ile kadın fizyolojisinde yer aldığı son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarda gözlemlenmiştir. Bir kadın için düzgün olarak çalışan yumurtalıklar en önemli organlardandır.

CERRAHİ MENOPOZ NEDİR?
Cerrahi menapoz bir nedenden ötürü jinekolog doktorlar tarafından yumurtalıkların alımı sonrası gelişen menopozdur.

Yapılan ameliyatlarda yumurtalıkların alımı genel olarak rahimin de alımı (histerektomi operasyonu) ile birliktedir.

Çoğunlukla 45 yaşından sonra myom (rahimde ur) nedeniyle “histerektomi ameliyatına” alınan kadınlarda genellikle rahim ile birlikte yumurtalıklar da alınır. Yumurtalıkların alınmasının sebebi, ileride gelişebilecek olası yumurtalık kanserine karşı kişiyi korumaktır.

45 yaş ve altında yapılan rahim ameliyatlarında ise genellikle yumurtalıklar korunur. Çünkü rahim alınıp adetten kesilme durumu gerçekleşse bile yumurtalıklar belli bir süre daha görevine devam edeceği için bir menopoz durumu söz konusu olmaz. Yani, menopozun sıcak basma, ateş ve terleme gibi durumları olmayacaktır.

Yumurtalıkları alınarak adetten kesilme durumuna “cerrahi menapoz” denir.

Cerrahi menepozun normal şekilde girilen menepozdan ne farkı vardır?
Cerrahi menepozda adetten kesilmenin verdiği sıkıntılar ve problemler normal menapoza göre çok daha şiddetlidir. Çünkü normal menapozda yumurtalıkların tükenmesi yavaş yavaş olup vücut belli bir şekilde duruma adapte olurken cerrahi menapozda bu süreç ani olarak gerçekleşir.

Histerektomi operasyonları (rahimin alınması ameliyatı) sonucu menapoza giren kişiler (“histerektomize kişiler”), ameliyattan 15-20 gün sonra hekimlerine başvurarak menapoz tedavilerine başlamalıdırlar.

ERKEN MENOPOZ NEDİR?
Adetten kesilme 40 yaşından erken gerçekleşmişse “erken menopoz” olarak tanımlanmaktadır. Erken menopoz tıbbi literatürde “prematür menopoz” olarak da geçer.
 Prematür Ovaryen Yetmezlik” (POF) nedir?

Menopozun 30 yaşından daha erken ortaya çıkması durumuna ise “Prematür Ovaryen Yetmezlik” (POF) veya “Prematür Over Yetmezliği” adı verilir. Bu şekilde yumurtalıkların çok erken dönemde tükenmesi kadınlarda psikolojik ve fizyolojik yönden pek çok problemi de beraberinde getirir.

Prematür Ovaryen yetmezlik (POF), mutlaka nedenlerin araştırılması ve uygun tedavilerin başlanmasını gerektiren bir durumdur.

Prematür Ovaryen Yetmezlik” (POF) nedenleri nelerdir?
Erken menopoz ve prematur over yetmezliği ile ilgili olarak pek çok neden ortaya sürülmekle birlikte, menopozun yaşını neyin belirlediği konusunda kesin bir görüş yoktur.

Ailesel (ırsi) özellikler, bir takım otoimmun hastalıklar (Cushing sendromu, tiroit hastalıkları, SLE gibi), sigara, stres, kanser tedavileri, diabet (şeker hastalığı) ve genetik (kromozomal) problemler prematür over yetmezliği (POF) nedeni olarak ortaya sürülmüştür.

Bilinen tek şey ise 40 yaşından önce menopozun gelişmesi durumunda tedavi verilmesinin şart olduğudur.

Erken menopoz eğer tedavi edilmezse kadın vücudu çok erken dönemde menopozun yıkıcı etkilerine maruz kalacak ve menopoza bağlı hastalıklar (kemik erimesi ve kalp hastalığı gibi), erken yaşta ve çok daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkabilecektir.


erkeklerbeslenme-1200x1087.jpg

Tüp bebek tedavisinde, tedavinin başrol oyuncuları erkek spremleri ve kadın yumurtalarıdır. Her ikisinin de işlevlerini tam olarak yerine getirmelerine bağlı olarak da döllenme olur. Erkeğin spermlerinin sayısı çok ve aktivitesi fazla olmalıdır. Döllenmeyi sağlayacak olan spermler, gelişimlerini yaklaşık 3 aylık bir sürede tamamlayacağı için, tüp bebek tedavisinden önceki 3 ay içinde erkeklerde beslenmenin önemi oldukça fazladır. Tüp bebek öncesi erkeklerin spermlerini bu 3 aylık süreçte beslenerek nasıl geliştireceklerini belirtelim.

Erkeklerde kısırlığa neden olabilecek testis enfeksiyonları, sperm üreten bezlerin enfeksiyonu, kalıtsal kısırlık sorunları gibi problemleri düşündüğümüzde bunların beslenme ile bir ilgisi olmadığını, daha çok tedaviyle, ilaçlarla çözüm olacağı ve kalıtımsal oldukları bilinmektedir. Bu tür sorunları yaşayan erkeklerin öncelikle muayene ve tedavi olmak üzere doktora başvurmaları gerekir.

Tüp bebek tedavisinde kullanılacak baba adayının spermlerinin hareketliliğinden, yapısından veya sayısından kaynaklanan sorunları beslenme düzenini ayarlayarak çözmek bir çözüm yolu olabilir ancak tek çözüm yolu değildir. Tüp bebek tedavisine başlayacak olan erkeklerin dikkat etmesi gereken beslenme kuralları önerileri vardır.

Yağlı yiyecekler, sigara, alkol, kafein gibi zararlı öngörülen her unsur erkeklerde üreme hormonlarını etkiler. Bu da şu demek; bunların düzenli tüketimi erkeklerde sperm üretimini azaltır. Hatta sprem hareketliliği ve sayısı konusunda da olumsuz etki yapar. Bitkisel tedavi olarak limon, mandalina, portakal, greyfurt gibi turunçgillerin erkeklerde sperm üretimini arttırdığını söylemek fayda sağlayabilir. Ayrıca doğal olarak yapılmış pekmez, zeytinyağı tüketimi de önemlidir. Soğan, sarımsak, yeşil soğan, havuç, yeşil elma, fındık, fıstık, ceviz yenilmesi halinde sperm yapıları ve hareketliliği genel anlamda düzene girecek ve tüp bebek tedavisinde başarı oranı da artacaktır

Genel olarak bir toparlama yapalım. İşlem görmüş, konserve, paketli olarak satılan ürünler maalesef sağlık açısından zaten son derece zararlı olmaktadır. Sağlık konusunda insanlarda ilk etkilenen sistemler sindirim ve üreme sistemleridir. Bu nedenle erkelerin doğal olmayan yapay yiyeceklerle, hazır gıdalarla beslenmekten ziyade, daha doğal daha organik gıdalar tüketmeye özen göstermesi önemlidir. Bunu sadece çocuk sahibi olmak için değil hayatınız boyunca sağlıklı yaşam için dikkate alın.

Sebze ve meyve ağırlıklı beslenin. Sebze ve meyveleri pişirmeden çiğ tüketmeye özen gösterin. Pişen sebzelerde maalesef mineral, vitamin ve en değerli olan enzimler kaybolmaktadır. Vücuda bu önemli değerlerin girmemesi ile de sistemlerde ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlara ek olarak ekmek yerine fındık, fıstık, ceviz, badem tüketmek sizin için faydalı olacaktır.

Yapılan araştırmalarda patates, elma brokoli en titiz yıkama yöntemleri ile bile maruz kaldıkları pestisitlerin çoğundan temizlenemezler. Özellikle pestisitleri çok tutmayan karnabahar, brokoli, brüksel lahanası, muz, ananas, avokado, taze soğan, üzüm, karpuz gibi besinler tercih edilmeli ancak sadece mevsimlerinde tüketilmelidir.

Kefir, yoğurt, turşu, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin olan gıdaları tercih etmelisiniz.

Güneş ışınlarından faydalanın. D vitamini seviyelerinizi kontrol ettirin. Günde ortalama en az 2-2,5 litre su için.


8-1200x600.jpg

Evli çiftlerin 1 yıl korunmasız ve düzenli birlikteliklerine rağmen gebelik elde edememelerine infertilite ( kısırlık ) denir. Hiç gebelik oluşmamışsa bu çift primer infertil olarak tanımlanır. Evli çiftlerin 1 yıl içinde %80-85 inde gebelik olur. Olmazsa olası bir kısırlık varsayılır. Kısırlık problemli çiftlerin yaklaşık % 5 inde erkek sebebli, % 5 inde kadın sebebli ve yaklaşık % 5 inde ise hem erkek hem kadın sebebli infertilite vardır. İnfertilite araştırmasında çifti birlikte değerlendirmek gereklidir.

Bu konuda erkek sebepli infertilite anlatılacaktır.

Erkek Üreme Fizyolojisi

Beyin-Testis Hormonal İlişki

Beyinde hipofiz denilen bir bezden LH ile FSH isimli üreme ile ilgili iki hormon salgılanır. Bunlar yumurtadaki Leydig ve Sertoli hücrelerindeki özel alıcılara bağlanır.

Testis

Testislerde LH ye bağlı testosteron sekresyonu yapan leydig hücreleri vardır. Testosteron plazmada sabah erken pik yapar ve akşam üzeri de en düşük düzeye iner. Normalde Testosteronun %2 si serbest, %44 ü testosteron-estrogen bağlayıcı globülin TeBG ye bağlı, %54 ü albümin ve diğer proteinlere bağlıdır. Spermatogenezin başlaması için FSH ve LH gerekli, sürdürülmesi içinse testosteron yeterlidir.

Testis hacminin %85-90 ını germ hücreleriyle bunları destekleyen sertoli hücreleri oluşturur. Sertoli hücrelerinin birbirlerine sıkı bağları vardır (kan-testis bariyeri). İmmun sistemin spermatozoalara karşı reaksiyon oluşturmamaları için bu bariyer önemlidir.

Germinal yada spermatojenik hücrelerinin ürettiği spermler 13 değişik aşama gösterir ve germ hc lümene doğru gözlenir. Erken spermatogonyumdan olgun spermatozoa aşamasına dek uzun bir süre geçer. Bu yaklaşık 74 gün sürer.

Spermin Olgunlaşması Ve Depolanması

Spermler testiste iken henüz ovumu döllüyebilecek olgunluğa gelmemiştir. Epididimden geçerken hareket ve döllüyebilme yeteneği kazanır sperm taşıyan tüpler içinde ilerlerler. Bu tüpler 30-35 cm lik borulardır. Daha sonra seminal kese sıvısı spermlere eklenir. Bu sıvı meni hacminin %65 ini oluşturur.

Kadının hamile kalabileceği yumurtlama döneminde servikal mukus incelir ve akışkanlaşır, böylece spermlerin uterusa geçişi kolaylaştığı gibi vaginal asiditeden de korunur. Vajen içine atılan sperm rahime oradan da tüplere geçer ve ovuma yaklaşan sperm hareketlenir ovumun dış tabakalarını geçip dölleme işlemini gerçekleştirir.

İnfertilite Nedenleri

  • İzole Gonadotropin yetmezliği (Kallman sendromu)
  • İzole LH yetmezliği (Fertil Önük)
  • izole FSH yetmezliği
  • Konjenital hipogonadotropik hastalık
  • Pituiter yetersizlik (tümörler,infiltratif olay, ameliyat, radyasyon)
  • Hiperprolaktinemi
  • Hemokromatosis
  • Eksojen hormonlar (androjen- estrojen, glukokortikoid fazla verilmesi, hipo-hipertiroidi )
  • Klinefelter Sendr,XX hst , XYY sendromu
  • Noonan Sendr (erkek Turner sendromu)
  • Myotonik distrofi
  • Bilateral anorşi
  • Sertoli cell only sendromu (germ hc aplazisi)
  • Gonadotoksinler (ilaç, radyasyon)
  • Orşiepididimit
  • Travma
  • Böbrek yetmezliği
  • Karaciğer hastalığı
  • Sickle Cell anemi
  • Androjen sentez veya etki bozukluğu
  • Kriptorşizm
  • Varikosel
  • Y kromozom mikrodelesyonları (AZFa, AZFb ve AZFc mikrodelesyonları )
  • Sperm transport hastalığı
  • Sperm motilite ve fonks bzk
  • Konjenital sperm kuyruk defekti
  • Maturasyon defekti
  • İmmünolojik hastalık
  • İnfeksiyon

İnfertilite Nedenini Araştırmakta Kullanılan Yöntemler

Semen Analizi

Semen analizi hormonal, spermatogenetik ve tüp sisteminin durumu hakkında oldukça bilgilendirici bir incelemedir. 3 kez 15-20 gün ara ile yapılan analizle olgu yüksek doğrulukta değerlendirmektedir. Semen 3-4 günlük ejakülasyon yasağından sonra verilmelidir. Kullanılan kaplar spermleri zedeleyecek maddeler bulundurmamalıdır.

Sperm motilitesi en temel kalite göstergesidir. 20 milyon/cc normalin alt sınırı sayılır. Motilite değerlendirilirken total sayıya göre hareketli oranına ve ileri hızlı hareketlilerin oranına bakılır. İleri doğrusal hızlı hareket 0 ile 4 arasında derecelendirilmiştir. En az %50 sinin iyi kalitede hareketli olması gerekir. Başbaşa kuyruk kuyruğa aglütinasyonlar görülmesi infeksiyon ya da immün olayları akla getirmelidir. Sperm morfolojisine boyanarak bakılır ve %30 oranında normal görünüm alt sınırdır. İmmatür, amorf ve baş şekil bozuklukları varikoseli düşündürür. Azoospermi, düşük hacim varsa fruktoz bakılmalı, tüp tıkanıklığı açısından incelenmelidir.

Ultrasonografi (Abdominal Veya Trus)

Seminal veziküllerin , prostatın anatomisi değerlendirilir. Tespit edilebilecek bazı patolojiler infertilite için tanı koydurucu olabilir.

Scrotal Doppler Ultrasonografi

Varikosel, hidrosel, inmemiş testis, atrofik testis, epididimitis, epididim kistleri ve kitleleri, testis kitleleri, spermatosel, vaz yokluğu, gibi hastalıklar scrotal ultrason ile kolaylıkla tanınabilirler. Ayrıca muayene ile saptanamayacak kadar düşük gradeli varikosellerin tanısında skrotal doppler ultrasonografi kullanılır.

Hormonal Değerlendirme

İnfertil olguların çoğu hormonal bakımdan normaldir. Rutin değerlendirmede sperm sayısı çok düşük değilse ve klinik olarak endokrinopati düşünülmedikçe hormonal incelemeye gerek kalmaz. Anca hotrmonal bir bozukluk düşünülüyorsa kontrole FSH ve testosteron düzeyi ölçülerek başlanabilir. Düşük testosteron hipogonadizmin göstergesidir. Yüksek FSH düzeyi germinal epitel harabiyetini gösterir ve azoospermi ya da ağır oligospermi vardır. FSH normal iken azoospermi veya ağır oligospermi varsa testis biopsisi gerekebilir. Yüksek FSH ve atrofik testis irreversibl infertiliteyi gösterir biopsi gereksizdir.

İmmünolojik İnceleme

Kesin bir infertilite nedeni sayılmasa da antisperm antikor varlığı fertilite şansını azaltıcıdır. Post koital teslerde anormallik olan çiftlerde antisperm antikor (ASA) bakılmalıdır ( ASA servikal mukustan geçişi olumsuz etkiler).

Bakteriyolojik İnceleme

Klinik ve laboratuar bulguları prostatit lehine ise kültür gereklidir. Semptomatik olmayan infeksiyonların olumsuz etkisi tartışmalıdır.

Yukarıdaki incelemeler yapılan hastalara , sebep sao,ptanıp sebebe yönelik cerrahi veya tıbbi tedavi yapılır. Eşlerle birlikte değerlendirme yapılıp hastanın tedavi edilemediği durumlarda spermin iyileştirilmesi ve yardımci üreme yöntemlerinden biri ( aşılama, tüp bebek işlemi gibi ) denenenebilir.

Genetik Değerlendirme

Azoospermik veya şiddetli oligozoospermik erkeklerin %10-15’inde Y kromozom mikrodelesyonuna rastlanılır. Bu nedenle, azoospermik (obstrüktif olmadığı kanıtlanırsa) veya şiddetli oligozoospermik erkekler, kromozom anomalisine sahip olabilirler veya Y-kromozomu mikrodelesyonu taşıyabilirler. Bu olgularda ICSI yapılmadan önce karyotip analizi ve Y-kromozom mikrodelesyonu testleri bakılır. AZF a ve AZF b bölgelerinde mikrodelesyon varsa spermatogenezde ciddi defektlere ve daha kötü sperm oluşumuna sebep olabilmekte veya özellikle AZF a mikrodelesyonu Sertoli Cell-Only gibi tabloyla birlikte görülebilmektedir. AZF-c delesyonlarında ise ejekülatta az sayıda sperm bulunabildiği gibi TESE ile sperm elde etmek genellikle mümkün olmaktadır. Genetik bir bozukluk saptanırsa genetik danışmanlık ve genetik bilgilendirme yapılmalıdır.

Varikosel (Erkek infertilitesinin en sık sebebi)

Varikosel nedir?

Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yumurtalıkların etrafında oluşan varisli damarlardır. Varikosel sol tarafta daha sık görülür. Erkeklerin %10 -20 sinde görülen bu durum genellikle herhangi bir şikayete yol açmaz. Bazen ilerlemiş varikosellilerde testislerde ağrı, küçülme, dolgunluk hissi gibi şikayetlere neden olabilirler. Varikosel testislerdeki kanı boşaltan venlerin(toplardamar) genişleyip varisleşmesidir. Varisleşmiş bu toplardamarlar genişlediğinden içlerinde bulunan kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirdiklerinden testisten uzaklaştırmaları gereken pis kanı uzaklaştıramamaktadırlar.

Kısırlık (infertilite) şikayeti olan erkeklerin yaklaşık % 40- 50 sinde varikosel mevcuttur. Genişleyen damarların testislerde ısı artışına sebep olduğu ve bu nedenle sperm üretimini olumsuz etkilediği, genişleyen damarlarda biriken kanda yüksek oranda bulunan bazı metabolik ürünlerin ve oksijenlenmenin azalması sperm üretimini olumsuz etkilemekte ve kısırlığa sebep olmaktadır.

Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve ultrasonografik inceleme ile tespit edilir. Varikoseli olan erkeklerde kan akımının yavaşlaması ve geri akımına bağlı infertiliteye neden olabilir.

Varikoselektomi Ameliyatı

Varikosel erkek infertilitesinin tedavi ile en iyi düzeltilebilen sebebidir. Tedavi oldukca yüz güldürücüdür. Varikoselin tek tedavisi ameliyattır. Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir. Ameliyatta varisli venler bağlanır. Ameliyat genellikle hastane de yatmayı gerektirmez. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar.Sperm tetkiki ameliyattan sonraki 3-6. ayda yapılmalıdır. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %70 inde görülür. Yapılan araştırmalarda varikoselektemi ameliyatı olanların yaklaşık yarısının bebek sahibi olduklarını göstermiştir. Ameliyat ne kadar özenli yapılırsa bu oran o kadar artar. Ameliyatta genişlemiş ve fonksiyonlarını kaybetmiş toplar damarlar iptal edilirken sperm kanalları, temiz kan taşıyan damar ve lenf damarları korunur.

Sigara ve İnfertilite

Sigara dumanı karbonmonoksit, hidrokarbon, kadmium, nitrosamin ve nikotin gibi 3000 den fazla kimyasal bileşik içerir. Çok sayıda çalışmada sigara içimi ile akciğer hastalıkları ve çeşitli kanserler arasında kesin ilişkiler bulunmuştur. Ancak sigara içimi ile sperm sayı, hareket, morfolojik bozukluklar arasında ilişkiyi araştıran çalışmalar birbiriyle tutarsızdır. Bazı çalışmalar sigaranın semen parametrelerini etkilemediğini bazı araştırmalar hem sperm parametrelerinin kötü etkilendiğini hemde gebelik oranlarında azalmalar saptadıklarını bildirmişlerdir.

ICSI ve IVF uygulanmış sigara kullanan infertil erkeklerin eşlerinin gebelik oranlarını sigara kullanmayan erkeklerin eşlerindeki gebelik oranları ile karşılaşmasının yapıldığı bir çalışmada; sigara kullanmayanlarda ICSIde % 38, IVFde % 32 gebelik oranı bulunurken, kullananlarda % 22 ve % 18 gebelik oranı bulunmuştur.


22

Tüp bebek tedavisi (IVF) kısaca; anne adayından toplanan yumurtaların laboratuar ortamında spermlerle döllendirilmesi, embriyonun gelişim süreci ve embriyoların rahim içine transferi uygulamasıdır.

© 2017 Arzu Yurci - Kayseri. All Rights Reserved. Adlive